
Bir sevdanın yüreklere işleyen kimyasını değiştirmek için asırlar yetmez çoğu zaman. Acı çekilir, mutlu olunur, kavga edilir ama sevdadan dönülmez.
Eski güzel günlerin hatırası gözlerin hemen önüne yansıdığında insanın içi ısınır. Yüzlere tatlı bir tebessüm yerleşir. Aradan geçen süre 25 yıl değil de 50 yıl bile olsa fark etmez. Çünkü takımları sportif başarılar büyük yapmaz. Camiasının büyüklüğü, taraftar kitlesi, enternasyonal bilinilirliği ve şöhreti onları büyük yapar. Bordo-mavi sevdanın hikayesi de temelde budur işte.
Bir yıl kadar önce, New York’un Brooklyn bölgesindeki Brighton Beach isimli tarihi ilçede yürüyordum. Okyanusa kıyısı olan, güzel bir sahil yerleşkesi. Yaklaşık 1 kilometrelik bir sahil yürüyüşünde 3 Trabzonspor formalı taraftarı görmüş olmam sadece bir tesadüf olamaz değil mi? Uçakla 11 saat süren bir uzaklıkta, takımını 25 yıldır gelmeyen, bir türlü gelemeyen şampiyonluğa rağmen destekleyen, gittiği her yerde o tutkuyu ve formayı taşıyan bu taraftarın büyüklüğünü ifade etmeye kelimeler yetmez.
25 Yıl önce olduğu gibi hatta daha da tutkulu, başarıya aç ve genç bir taraftar kitlesi var bu takımın. Beklentileri çok uçuk değil üstelik. Türlü oyunlarla Türk futboluna egemen olmuş Bizans 3’lüsünün sempatizanlarına karşı ezilmeyecek kadar iyi mücadele eden, şampiyon olamasa dahi ter döken, formasını hakkıyla ıslatan bir takımlarının olması. Karadeniz insanı tıpkı mavi dalgaların hüküm sürdüğü Karadeniz gibi çabuk parlar, hırçındır. Ama vefalıdır, terk etmek yazmaz kitaplarında, her ne olursa olsun.
Yıllar önce şampiyon olan son kadroyu ceplerinde kuruş yokken desteklemeye giden cefakar taraftar kitlesine saygı duymamak elde değil. Deplasmanlar dahil tüm maçlara türlü imkansızlıklarla rağmen giden, takımına destek veren, Hüseyin Avni Aker Stadyumunu bir zamanlar cehenneme çeviren yine aynı taraftar kitlesiydi. Türk Futbolunun adını Avrupa’da duyuran, telaffuzu Avrupa dillerince zor olan şanlı Trabzonspor’un adını dev takımlara ezberleten bir camianın mensubu olmak her babayiğidin harcı değildir. Biz buna şanslı doğmak deriz Karadeniz’de, biz Babamızdan böyle gördük çünkü.
Evet, şampiyon olduğumuz gün İstanbul dahil dünyanın belli başlı şehirleri olağan işleyişinin çok dışında günler yaşayacaklar. Hasta yatağında yatan bir çok hastanın son dilekleri gerçekleşmiş olacak. İşte o gün yeniden doğduğumuz gün ve Trabzonspor’umuzun miladı olacak. O güne kadar sabredip, destek verip, takımımızın arkasında olacağız. Her şey büyük gün için…
Hamdi KaramahmutoÄŸlu







