Dile kolay, Avrupa’nın en büyük takımlarıyla mücadele edecek olmak. Bir neslin hayalini kurduğu arenada ülkeyi temsil etmek.
İnsanı sıfır sayısının çokluğu yüzünden şaşırtacak kadar büyük gelirler, sponsor gelirleri, taraftar ve yayın gelirleri, reklam gelirleri. Trabzonspor’umuzun şampiyon olamaması elbette bir eksikliktir, her açıdan. Ama bundan önce elimize geçen iki fırsatı da kibarca reddederek Şampiyonlar Ligi trenini kaçırmıştık. Bu kez şansımız yaver gider umarım.
Elbette ki Şampiyonlar Ligi elemelerine kalmak için Sivasspor’un Galatasaray karşısında puan kaybetmesi, bizim de ezeli rakip Fenerbahçe karşısında galip gelmemiz gerekiyor. Çok zor gibi durmuyor, biraz iyimser olan bu senaryoyu futbolcularımız taşıdıkları formanın hakkını vererek gerçeğe dönüştürebilirler. Gönül isterdi ki kendi kaderimizi kendimiz tayin edelim, başka maçlardan gelecek sonuçlara bakmayalım ama ligin son haftasına geldiğimiz bugünlerde kaçan puanlara yanmaktan başka bir şey gelmiyor elimizden.
Bursaspor deplasmanında golle uzaktan yakından alakası olmayan, açık ara ofsayt olan pozisyonda yan hakemin uyuması (!), içerideki Konya, Denizli ve İ.B.B maçları bize hasret olduğumuz şampiyonluğu getirebilirdi. Olmadı, canımız sağolsun. Biz 25 yıl bekledik, bir 25 yıl daha bekleriz. Yeter ki sahada o formayı giymek için servetini hibe edebilecek milyonların varlığını bilerek, hırslı, onurlu mücadele etsin oyuncularımız. Çok zor değil 3 puan, çok zor değil Şampiyonlar Ligi. Sezonu iyi kapatmak, gelecek sezona umutla bakabilmek, iyi transferler beklemek için bir 90 dakika kaldı önümüzde. Haydi çocuklar, utandırmayın bizi.
Hamdi KARAMAHMUTOÄžLU
| Yorumlar |
|







