Dün, Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük 5 futbol takımından biriyle deplasmanda karşılaştı, tıpkı Karadeniz gibi hırçın, dalgalı ve asla pes etmeyen Bordo-Mavi uşaklar.
Geminin başında öyle bir kaptan vardı ki, maçtan önceki yağmura, rakibin kadrosuna göre anında manevralar yaparak sonuca ulaşmaya çalışan bir açık deniz filozofu; Şenol Güneş.
L’pool belli ki Trabzonsporumuzu hafife almış. Sahaya çıkan kadro bunu belli etti. Yeni teknik direktörlerinin dakikalar geçtikçe yükselen kan basıncı tam feverana dönecekti ki, ufacık bir hata yüzünden golü yedik. İlk yarı boyunca Ceyhun’un Yunan stoperi kornerde kaçırmasından başka da hata yapmamıştık üstelik. Bazı takımlar böyledir işte, kronikleşmiş gol atma dakikaları vardır, Kırmızılılar da aynen öyle bir dakikada golü buldular. Allahtan devre arası girdi araya. Lakin, o dirençli oyuna rağmen yenilen basit golün etkisiyle, 5 dakikada skor 3 bile olabilirdi rakip lehine.
Şenol Güneş hipnozu bile etkisini göstermemişti uşaklarda, Torres’in oyuna girişiyle, ikinci devrenin ilk 10 dakikası ölüp ölüp dirildik. Defansımızda at koşturan kırmızı şövalyelere karşı tek başına Onur kalesinde devleşti. Şayet 2.golü yemek içten bile değildi ama Onur ne şutlara müsaade etti ne de penaltıya. Penaltının gol olmamasının verdiği moralle silkinen Bordo-Mavi uşaklar, rakip kaleye organize gitmeye başladı. İşte tam bu anda maçın 2. dönüm noktası gerçekleşti. Umut Bulut inanılmaz bir koşu yaparak kendisini unutturdu. Kötü de vurmadı aslında, kaleci Reina çok şanslıydı. Teofilo ya da son vuruşta daha teknik bir dokunuş yapabilecek herhangi biri olsaydı o an orada, 1-1’lik beraberlikle evimize dönerdik. Olmadı. Sonrasında ise oyunu da rakibi de uyuttuk. Uyuttuk ama hakemin maç boyunca verdiği tek doğru karar penaltı kararıydı, tüm tercih haklarını ev sahibinden yana kullanan Fifa kokartlı hakeme sevgilerimi iletiyorum.
Kalede Onur maçın futbolcusu olurken, defansta Cale, göbekte Selçuk ve özellikle Colman, kendisi dahil kimsenin ne yaptığını bilmediği Burak’la beraber maçın soru işaretleriydi. Yattara’nın yorgun Liverpool savunması karşısına daha erken çıkması gerekiyordu. 1-0 Bizim için Dünyanın sonu değil. Colman ve Selçuk kendisini toparlarsa, Yattara ve Alanzinho ikinci maçta devreye girerse, Burak’ın yerine Jaja tercih edilirse ve hepsinden önemlisi uşaklar taşıdıkları şanlı formanın kıymetini bilirse Trabzon Hüseyin Avni Aker Stadyumunda bir tarih yazılacak. Umarım Perşembe günü, orada bir tarihe şahitlik etmek bize de nasip olur. Futbolcu kardeşlerim; Sizin kibirli İngilizleri perişan etmek için, o büyük taraftarın desteği bir de ruhunuz yeter. Allah utandırmasın...
Hamdi KaramahmutoÄŸlu