Nihayet, uzun zaman aradan sonra özlenen Trabzonspor’u izleyebildik, sadece 1 devre de olsa keyiflendirdi Bordo-Mavili futbolcularımız. Mükemmel bir paslaşma örneği sergileyerek, Süper ligin en zorlu deplasmanından 3 puan çıkarttılar.
Merak ediyorum, Hugo Broos ülkesinden Trabzonspor maçlarını takip ediyor mudur? Şayet ediyorsa, ‘Ben nerede yanlış yaptım?’ diye soruyordur muhtemelen kendisine. Ben söyleyeyim, Trabzonspor’un Club Brugge ya da Anderlecht’ten küçük takım olmadığını, kadroya almadığı, kadroda düşünmüyorum dediği Alanzinho’yu oynatmayarak kendi fişini çektiğini bilmeliydi.
Alanzinho her geçen gün futbolunu geliştiriyor. Şenol Güneş’in disiplini meyvelerini vermeye başladı anlaşılan. Güzel günler çok uzakta değil. Maç sonunda evsahibi Diyarbakırspor’un kalecisi, süper ligin en tecrübeli eldivenlerinden Gökhan Tokgöz, kendileri için zor bir maç olduğunu vurgulayarak, ''Üzüldüğüm taraf, Ankaragücü maçında ortaya koyduğumuz futbolun yüzde 50'sini sahaya yansıtamadık. Trabzonspor'un aldığı puan analarının sütü gibi helal. Futbolcuların daha rahat konsantre olması gereken bir maçtı. Bu takımın geçen hafta oynadığı futbolun altında oynama lüksüne sahip değil. Trabzonspor'un ilk yarıda oynadığı oyunu ne Fenerbahçe, ne Galatasaray, ne de Beşiktaş'ta gördüm. Hak ettiğimiz mağlubiyeti aldık. İnşallah Trabzonspor ilerleyen haftalarda daha iyi olur'' diyerek oynadığımız futbola yerlere göklere sığdıramadı.
Yaklaşan Türkiye Kupası Çeyrek Finali karşılaşması öncesi 2 fire verdik ama kadronun genişliği bize çok sıkıntı yaratmaz diye umuyorum. İstanbul’daki gurbetçi Trabzonspor sevdalılarının tıklım tıklım dolduracağı bir Olimpiyat stadyumu mücadelesi olur umarım. Çeyrek Finalin ilk ayağında alacağımız bir galibiyet bize turu getirecektir. Haydi çocuklar, bileklerinize kuvvet. İyi haftalar...
Hamdi KaramahmutoÄŸlu