
Teknik Direktörümüz Hugo Broos, Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde bir basın toplantısı düzenledi.
Bir Belçika gazetesinin kendisiyle yaptığı söyleşi sonrası ortaya çıkan spekülasyonlarla ilgili açıklamalarda bulunan Broos, şöyle konuştu:
“Belçika’da yayın yapan gazetenin benimle yaptığı söyleşiden sonra söyleşiyle ilgili Türk basınında yer alan yorumlarda kendimi adaletsizliklerle, yalanlarla, hakaretlerle, hatalı tercümelerle, anadilim olan Flamanca’ya dair bir bilgi eksikliğiyle ve sarf ettiğim sözlerin bağlamlarından koparılmasıyla karşı karşıya buldum. Bu nedenle şimdi kendimi tüm bunlara cevap vermekle yükümlü hissediyorum.
Birincisi: Söz konusu haberlerde, büyük bir saygı kusuru olarak değerlendirilmeye müsait bir şekilde, İslam dinine ve onun vecibelerine uyum sağlamakta güçlük çektiğim yazıldı. Fakat işin aslı böyle değildir. Çünkü:
- Ben, oyuncularım cuma günleri dini vecibeleri olan Cuma namazlarını kılabilsinler diye antrenman saatlerini buna göre düzenliyorum.
- Oyuncularımı Ramazan ayında oruç tutup tutmamaları konusunda tamamıyla serbest bırakan yine bendim.
- Sezon öncesi Hollanda’daki hazırlık kampımızda, yine Mierlo’da, oyuncularımın Miraç Kandilleri’ni kutladım ve Ramazan Bayramı’nda kulübümüzde yapılan bayramlaşma törenine de katıldım.
- Ayrıca sormak isterim ki saat sabah beşte müezzin tarafından uyandırıldığını söylemek bir saygısızlık mıdır ya da benim uyum sorunu çektiğime dair bir gösterge midir?
İkincisi: Söz konusu haberlerde Trabzonlular’ın silah tutkuğu olduğunu söylediğim yazıldı.
- Ben ise sadece Egemen’in amatör olarak tüfeklerle ilgilendiğini, atış yapmaya veya ava gittiğini söyledim.
Üçüncüsü: Söz konusu haberlerde Trabzonlular’ın milliyetçi insanlar olduklarını söylediğim yazıldı.
- Ben ise Trabzonlular’ın ülkelerini seven insanlar olduklarını ve her maçtan önce İstiklal Marşı’nda ve ulusal bayram günlerinde kulübe astıkları Atatürk posterleriyle bunu gösterdiklerini söyledim.
Dördüncüsü: Ben, kulübün yabancı antrenörler için değil antrenörler için bir mezarlık olduğunu söyledim. Bu bir Flamanca deyimdir ve bu deyimi kullanırken kulübün çok hızlı ve çok sayıda antrenör değiştirdiğini söylemeye çalıştım.
Beşincisi: Ben asla ve asla kulüp yönetiminin bana istifa etmem için baskı yaptığını söylemedim. Ben, sonuçlardan ötürü gerek kulüp içinde gerek kulüp dışında baskı altında olduğumu söyledim. Ve bir gazetecinin bana iki defa, Gençlerbirliği ve Beşiktaş maçlarından sonra istifa edip etmeyeceğimi sorduğunu söyledim.
Altıncısı: Burada, trafikte kendilerine kırmızı ışık yanarken geçen insanlar olduğu, benimle söyleşiyi yapan gazeteci tarafından aktarılan bir hadisedir zira kendisi, arabamla birlikte şehir merkezine gittiğimizde böylesi bir olaya tanık olmuştur. Ayrıca şunu da bilmenizi isterim ki eşim ve Jacky’nin eşi, geçen hafta kırmızı ışıkta geçen bir sürücü yüzünden belki de ölümleriyle sonuçlanabilecek büyük bir kazayı kılpayı atlattılar.
Tüm bunlar, bugün burada bu açıklamayı neden yaptığımı anlamanız için gösterdiğim birkaç örnekti. Saygıdeğer basın kuruluşlarının böylesine hassas içeriğe sahip bir metni çevirmesi için profesyonel bir tercüman görevlendirmemesi kesinlikle kabul edilemez bir durumdur. Ayrıca haber bir kez yayınlandıktan sonra diğer gazete ve internet sitelerinin de bu içeriği doğrulatmadan aynen alarak kullanmaları şaşırtıcıdır. Kötü bir hisse kapılmış durumdayım fakat yine de tüm bunların beni Trabzonlular’a, Türk insanlarına, kulüp yöneticilerine ve belki de bazı oyuncularıma karşı zor durumda bırakmak için yapılmış kasıtlı bir tasarım olduğuna inanmak istemiyorum.
Fakat içinizden bazıları, verdiğim cevapların ve sarf ettiğim kelimelerin doğru bir şekilde aktarıldığına bundan böyle güven duyamayacağımı bana gösterdiler. Ben de bundan böyle sorulara cevap vermemeye, basınla konuşmamaya ve sadece maç sonrası basın toplantılarında maçla ilgili görüş bildirmeye karar vermiş bulunuyorum.
Kapatırken, Belçika gazetesinde yer alan söyleşiyi hatalı bir şekilde çevirerek oldukça zor bir duruma düşmeme sebep olan kaynağı bulmak için ne gerekiyorsa yapacağımı ve bir antrenör ve insan olarak adımı lekelemeye çalışan bu kişiye karşı hakkımı hukuk nezdinde arayacağımı bilmenizi isterim”







