
Zafer, "11 yaşından beri frikik çalışırım. İdmanlardan sonra 100’ün üzerinde duran top çalışması yaparım. Hami abiden sonra Trabzonspor’daki boşluğu doldurmak isterim" dedi.
Bir yıl gecikmeli kadroya kattığımız Zafer Yelen, "Ben 30 Ağustos tarihinde doğduğum için babam ismimi ‘Zafer’ koydu. Yani ben bir bayram çocuğuyum" diye konuştu.
4 İsme Sordu ve İmza Attı
Takıma geçen sezon gelecekti ama rüyası gerçekleşmedi. Büyük bir hayal kırıklığıyla Almanya’ya döndü. Bir yıl adeta hayalet gibiydi ve gecikmeli de olsa Trabzonsporlu olmanın mutluluğunu yaşadı. Sözünü ettiğimiz isim Zafer Yelen’den başkası değil. Zafer, “Trabzonspor’a geldiğim için gerçekten çok mutluyum. Geçen sezon gelmem gerekiyordu ama bir türlü transferim sonuçlanmadı. O dönem diğer büyük takımlardan isteyen vardı ama ben Trabzonspor yöneticilerine söz verdiğim için burayı tercih etmiştim. O zaman olmamıştı. Şimdi hayallerim gerçekleşti. Aslında Almanya’da da kalabilirdim. Ya da Türkiye’de başka büyük takımlara da gidebilirdim. Fakat Trabzonspor yeni yapılanıyor. Bu yapılanmanın içinde yeni sezonda şampiyonluk kovalayacağız. Geçen sezon üçüncülük yaşanmıştı. Bu kez çok daha iyi şeyler yapacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.
‘Özgün Kimliğimle Başaracağım’
Zafer Yelen, “Büyük kulüpler tarafından istenmek gerçekten güzel... Kendime olan özgüvenim bir kat daha arttı. Trabzonspor’da bir forma rekabeti yaşanacak. Ben de bu rekabette diğer arkadaşlarımla eşit şansa sahibim. Bu rekabette takımda oynamak en büyük hayalim... Ümit Milli Takımda defalarca forma giydim artık hedefim A Milli takımdır. Kendi stilini yaratmaya çalışan bir futbolcuyum. Her hangi bir futbolcuya hayranlığım yok. ‘Şu oyuncuya benzemek isterim’ de demedim. Ben özgün kimliğimle Türkiye’de ismimden söz ettireceğime, Trabzonspor’u da tüm takım arkadaşlarımızla birlikte zirveye taşıyacağımıza inanıyorum. İdman eksiğim var. Tatilde çalışmama rağmen yine de takım idmanları çok farklıdır. Bu nedenle tam hazır hale gelmem için epey efor sarf etmeliyim. Bu nedenle kampta mükemmel bir çalışma örneği sergileyeceğim ve lige iyi gireceğim” şeklinde konuştu.
‘Zafer Bayramı’ İsim Babası!
Zafer Yelen hayat hikayesini de anlatırken, “30 Ağustos 1986'da Berlin'de doğdum. Zafer Bayramı'nda dünyaya geldiğim için adımı Zafer koymuşlar. 4'ü kız, 3'ü erkek 7 kardeşin en küçüğüyüm. Ailem Almanya'ya İstanbul'dan gitmiş. Babam Beşiktaşlı, annem Maltepeli...
7 yaşımda Berlin'de küçük bir takımda başladım. 10 yaşımda bir saat uzaklıktaki başka bir takıma geçtim. Babam futbolcu olmamı çok istiyordu ve her gün bir saatlik mesafeye onunla gidip geliyordum. Babamın işi olduğunda ağabeyim veya ablam beni antrenmana götürüyordu. Normaina'da başlayan futbol hayatımı, Reinickendorfer Füchse, Türkiyemspor ve Tennis Borussia'dan sonra üç sezondur Hansa Rostock'ta sürdürüyorum. Profesyonelliğe de Hansa Rostock'ta geçtim. Üç maçta da gol atınca Rostock'lu oldum Onlarla Almanya Kupası'nın yarı finalinde karşılaşmıştık. Sakattım ve yedek kulübesinde oturuyordum.”
Üç Maç Gol Attım, Alındım
“Takımımız 1-0 mağluptu. Teknik direktörümüz beni sahaya sürdü ve beraberlik golünü attım. Ardından da bir asist yaptım ve maçı 2-1 kazandık. Onlara karşı lig maçlarında da oynamış ve her iki maçta da gol atmıştım. Bunun üzerine beni transfer ettiler. Önce PAF takımında oynadım, ardından da A takıma alındım. Almanya’da oynadığım süre içinde ailem beni hiç yalnız bırakmadı. Babam her maçıma geliyordu. Eğer maçın ardından takımın izin günüyse onlarla geri dönüyorum. Birbirimizden hiç kopmuyoruz. Almanya'da kulüplerin bu amaçla yapılmış tesisleri yok. Futbolcular kendi hayatlarını yaşar. Ben de Rostock'ta tuttuğum bir evde yaşadım. Öğle yemeklerini kulüpte yiyordum, akşam yemeklerini de kendim yapmaya çalışıyorum. Bu konuda çok becerikli olduğumu söyleyemem. Genellikle tostla idare ediyorum.
Türkiye-Almanya Farkı Yok
Altyapı eğitimi konusunda Almanya ile Türkiye arasında bence bir fark yok. Burada Ümit Milli takımdan arkadaşlarım müthiş yetenekli. Ayrıca takımdaki insanlık harikaydı. Buraya geldiğim zaman kendimi çok iyi hissediyordum. Aslında Hansa Rostock'taki takım arkadaşlarımla da aram gayet iyi ve hiçbir sorun yaşamıyordum. Ama Türk insanının sıcaklığı çok farklıdır. Türk oyuncusunun yurt dışında belli bir yerden sonra zirve yapması zor gerçekten de. Mesela Berlin'deki takımların altyapılarında çok sayıda Türk oyuncu var. Ama A takımlara baktığınızda çok az sayıda Türk oyuncu görebiliyorsunuz. Galatasaray'a gelen Barış Özbek bunu biraz da Türk oyuncuların profesyonelce yaşamamasına bağlıyor. Ben bu görüşe katılmıyorum. Berlin'de yakından tanıdığım arkadaşlarım son derece profesyonelce yaşıyor. Ama her nedense olmaları gereken noktalara gelemiyorlar. Zaten ben de bu yüzden Almanya’da kalmak istemedim.”
Hocam Bana Çok Güvendi
“Zinedine Zidane benim en beğendiğim oyuncuydu. Ama o da futbolu bıraktı. Ben de orta sahada hücuma dönük oynuyorum ve forvetin hemen arkasında görev yapıyorum. Dolayısıyla gol atmam normal. Herhalde bu konuda biraz da yeteneğim var. Umarım bunları Trabzonspor’da da atarım. İyi frikik kullanırım. Hami abiden sonra takımın bu eksikliğini de gidermek isterim. Futbolu çok sevdiğim için futbolcu oldum. Bir de maçlara binlerce seyirci geliyor. Size sevgi gösteriyorlar. Bu mutluluk verici bir şey tabii... Bir de babamı mutlu etmek istiyordum açıkçası. Çünkü futbolcu olmamı çok istemiş ve bunun için oldukça emek sarf etmişti. Almanya’da da futbolcuya ilgi vardı. İnsanlar beni tanıyor ve selam veriyor. Bazıları yanımıza gelip futbolla ilgili sohbet ediyor. Ama rahatsız edici boyutta değil. Hansa Rostock’da hocamla da ilişkim çok iyiydi. Zaten beni PAF takımdan A takıma o aldı ve sürekli şans verdi, arkamda durdu.”
Ben Ay-Yıldızı Tercih Ettim
“Bana ‘Almanya için oynar mısın?’ diye sordular, ben de onlara "Türkiye için oynuyorum" cevabını verdim. Beni kadroya Ünal Karaman Hocamız almıştı. İlk maçımı da Gürcistan'a karşı oynadım. Heyecan verici bir olaydı. İlk defa ay-yıldızlı formayı giymek çok farklı bir duyguydu. Çok mutlu olmuştum. Büyük bir gurur duymuştum. Bu duyguları her milli formayı giydiğimde yeniden hissediyorum. Amacım artık A Milli takımda oynamaktır. 11 yaşımdan beri frikik çalışması yapıyorum. Her antrenmandan sonra en az 100 tane frikik kullanırım. Nazar değmesin, iyi gidiyor. Vuruş tekniği konusunda örnek aldığım kimse yok. Dediğim gibi, yaklaşık 10 yıldır her gün frikik antrenmanı yapıyorum ve kendi tecrübemle bir vuruş tekniği geliştirdim. Trabzonspor’da da bu görev bana verilirse başarılı olurum diye düşünüyorum. Avrupa’dan geldim. Bir daha dönersem Barcelona’da oynamak isterim.”
‘Ceyhun Düşmüş, Biz Çıkmıştık’
“Eksik yönüm kafa toplarım. Bu konuda yeterince iyi değilim. Bunun dışında ne kadar iyi oyuncu olursanız olun, oynadığınız takımın taktiğine uyum sağlamanız gerekiyor. Ben de Hansa Rostock'ta olsun, Ümit Milli Takım'da olsun teknik direktörlerimin benden istediklerini yerine getirmek için elimden gelen çabayı harcadım. Ailemle birlikte olma dışında sinemaya gitmekten, İnternette dolaşmaktan hoşlanıyorum. Trabzon’da da aynı şeyleri yaparım her halde... Önceki sezon Unterhaching'e karşı oynuyorduk. Rakip takımda da Ümit Milli Takım'dan arkadaşım Ceyhun Gülselam vardı. O maçta attığım golle Hansa Rostock 1.Lig'e çıkarken, Unterhaching de maalesef 3. Lig'e düşmüştü. Şimdi Ceyhun ile Trabzonspor’u şampiyon yapmaya çalışacağız. Rostock'taki gazetelerde sık sık benimle ilgili haberler çıkıyordu. Benim için Rostock'un 'elmas'ı diyorlardı. Doğrusu bu da hoşuma gidiyordu.
Futbolun dışında basketbol oynuyorum ama o kadar iyi bir oyuncu olduğumu söyleyemem.
Kaynak: gunebakis.com.tr
| Yorumlar |
|






