
Kasımpaşa'dan alınan hezimet sonuç beraberinde istifa getirdi. Kimilerine göre beklenmişti böyle bir karar kimilerine göre ise yanlıştı. Ortak kanı ise takımın kötü olduğuydu.
Önce Broos'u değerlendirelim. Sezona az bir süre kala geldi ancak elinde iskeleti oluşmuş ligi 3. bitirmiş bir kadro vardı. İlk maçta bunu güzel değerlendirdi, güzel oyun ve galibiyetle lige başladı. Artık herkes özlenen Trabzon'un geldiği görüşündeydi. Nasıl olduysa takım birden değişti Manisa, Diyarbakır ve ardından Touluse mağlubiyetleri yaşandı. Teknik ekip bu şok mağlubiyetlere bir türlü çözüm üretemedi. Geçen sezon gol yollarında çekilen sıkıntı tekrar su yüzüne çıktı. Üstelik bazı isimlerin sakat veya oynatılmaması sıkıntıyı arttırdı. Broos ise tüm olumsuz sonuçlara rağmen takıma müdahale etmedi ve hemen hemen hep aynı kadro ile sahaya çıktı. Geçen sezon olduğu gibi kadro zaafiyeti de yoktu. Tek yaptığı değişiklik zaman zaman Giray ile Song'un yer değiştirmesiydi. Oysa ki takımda çökmüş olan kanatlar vardı. Çözüm üretemedi.
Tabi tek suçlu Broos dersek haksızlık etmiş oluruz. Geçen yıl kaçan şampiyonluğun en önemli etkeni olarak gol beceriksizliğine karşı yönetim inatla Gökhan-Umut ikilisini bozmadı ve Forvet hattına transfer yapmadı. Ofansif yönü iyi olmasa da defansif yönü iyi olan Hüseyin gönderildi yerine Tjikuzu alındı. Tjikuzu'nun göstermiş olduğu performans ise ortada. Öz evlat diye Engin Baytar alındı. İki ay sol açık oynayan oyuncu almak için uğraşıldı. Sonunda muratlarına erdiler ama iş işten geçmişti. Nedeni nedir bilinmez, Forvet almamakta ısrar edildi. Taraftar baskısına yenik düşen yönetim Fatih Tekke ile görüştü. Görüşme oldu olmasına ama Fatih'i almamak için binbir türlü bahaneler ortaya atıldı. Fakat yönetim kendisini sürekli temize çıkarmaya çalıştı. Şuan bile hiçbirşey olmamış gibi suçu başkalarında arayarak kendilerini kendilerini temize çıkmarmaya devam ediyorlar.
Futbolcular da hiç suç yok dersek yanılmış oluruz. Nitekim sezon başından beri yediği gollerde kılını bile kıpırdatmayan Sylva, Broos'un gözdelerinden oldu. Egemen, geçen sezonun üstüne çok vasat bir görüntü çizdi. Gökhan ve Umut sürekli "baskı altındayız" dedi. Tabi sizler eşi bulunmaz futbolcular olduğunuz için baskı haksız geliyor. Sizin için futbol; para kaynağı oynarsınız veya oynamazsınız paranızı alırsınız. Maç sonunda gol atmışsınız atmamışsınız bir önem arzetmez. Çünkü bu şehrin insanı bu takımın taraftarı değilsiniz. Birgün şehirden gittiğinizde takımı bir daha hiç düşünmezsiniz. Peki ya taraftar, son lirasını maça girmek için veren taraftarı hiç umursamazsınız. Madem ki baskı altında oynamak istemiyorsunuz oynadığının oyunu hakkını vereceksiniz. Bu taraftara layık olacaksınız. İşinizi yaptığında taraftardan nasıl alkış alıyorsanız yapmadığınızda da sonucuna katlanacaksınız. Eğer ki katlanamam diyorsanız bu takımda oynamayacaksınız.
Burası Trabzon, burada beceriksizlere yer olmaz. Ya giydiğiniz formanın hakkını verirsiniz, (yenersiniz, yenilirsiniz o ayrı çünkü bu taraftar sizden sadece mücadele bekler.) yada çekip gidersiniz...
Saygılar..
Â
Â
| Yorumlar |
|







