Son 3 haftadır oynanan oyun taraftarları pek memnun etmedi. Sezon başından beri sonuca gidememe hastalığımız artık yoğun bakıma girmiş durumda. İkinci yarı başlamasıyla birlikte Fenerbahçe maçındaki iyi oyun üstüne Ankaraspor maçındaki mücadele eklenince herkes "Trabzonspor geliyor" diye düşündü. Hemen ardından gelen Ankaragücü maçı ki ilk dakikada 2 net pozisyon -gol yapamadığımıza rağmen- oyuncuların üstünde "biz bu takımı rahat yeneriz" gibi düşünceler uyandırmış ki gol geldikten sonra kimse maça asılmadı ta ki gol yenene kadar. Sonra bir baskı ve 90+2 de gelen gol ve galibiyet. Ardından Beşiktaş maçı. Kimilerine göre kötü kimilerine göre iyi savunmayla alınmış bir puan. Orta sahanın form düşüklüğü rakibin rahat gelmesine yol açtı ve beşiktaş bunu değerlendirdirmeye çalıştı fakat savunmayı geçemedi. Adam paylaşımından kaynaklanan bir gol ve bir puan.
Denizlispor maçında iyi futbol beklememek olmazdı. Nitekim Avni Aker'de bir yılı aşkın süredir mağlup olmamamız, Denizlispor'un deplasmanda bu yıl hiç kazanamaması ve 6 yıldır Avni Aker'de Denizlispor'a puan vermememiz ister istemez bu maçtan kolay bir galibiyetin üzerinde durmamıza yol açtı. Gelin görün ki böyle olmadı %65 topla oynamaya karşın kaleyi bulan tek şutumuzun bile olmaması hastalığımızı yoğun bakıma sürükledi.
Umut Bulut'un yerine oynayan yeni transferimiz Alanzinho ise vasatı aşamadı. Alanzinho konusunda sabırlı olmak lazım. Hemen takıma ısınıp katkı yapabilmesi gerçekten zor. Ancak Umut'un değeri bi nevi ortaya çıktı.
Önümüzdeki Antalyaspor maçına gelince zor maç olacağı kesin. Son haftalarda evinde iyi sonuçlar alan Antalyaspor'a karşı hastalığımızı yenersek eğer istediğimizi alabiliriz..







